Ana içeriğe atla

Piyanoyla Orchestra’Sion’un büyülü buluşması



Notre Dame de Sion (NDS) Fransız Lisesi, Orchestra’Sion ve Türk piyanist Emre Şen’in katılımıyla 1 Ekim’de açılış konseriyle sezon açılışını gerçekleştirdi. Konzertmeister Nilay Sancar, Orçun Orçunsel’in şefliğini yaptığı gecede Orchestra’Sion, Mozart, Mendelssohn ve Beethoven’dan üç parça çaldı. NDS’nin başarılı orkestrası Orchestra’Sion ve Emre Şen konserde klasik müzik severlere unutulmaz bir gece yaşattı.
Orkestra, konserin ilk bölümünde Avusturyalı besteci Amadeus Mozart tarafından 1786’da bestelenmiş olan ‘Figaro’nun Düğünü’nü eseri ile başlangıç yaptı.

Piyanonun Şeytani Meleği’



İkinci bölümde İtalyan basınının “piyanonun şeytani meleği” diye tanımladığı, müzik çevrelerinde “Emre Chopin” lakabıyla anılan birçok ödül alan Emre Şen piyanoyla orkestraya eşlik etti. Şen ve Orchestra’Sion, Alman besteci Felix Mendelsshon’un 1831’de bestelediği Piyano Konçertosu No.1 op 25 sol minör eserinden Molto Allegro con fuoco, Andante, Presto – Molto Allegro e Vivace ile klasik müzik severlerin beğenisini topladı. Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi'nde Piyano Bölümü'nde öğretim üyesi olan Emre Şen orkestra ile çaldığı eserin yoğun alkış almasının ardından piyanosuyla iki solo daha parça çaldı.

Pastoral Yaşamdan İzler



Orchestra’Sion, gecenin kapanışını olarak Alman besteci Ludwig van Beethoven’in 1807 yılında bestelemeye başladığı ve 1808 yazında Wiesenthal’de tamamladığı Senfoni No 6 op. 68 Fa Majör (Pastoral) eseriyle gerçekleştirdi. Beethoven’in sık sık şehirden uzaklaşarak kır yaşamını gözlemlediği ve oradan etkilenerek bestelediği eser beş bölümden oluşuyor. Bölümleri, Allegro ma non troppo (Kıra ulaşıldığında uyanan mutlu hisler), Andante molto molo (Dere sahnesi), Allegro (Köylülerin neşeli birlikteliği), Allegro (Şimşek, Fırtına) ve Allegretto (Çoban Şarkısı: Fırtınadan sonra duyulan mutluluk ve şükran duyguları). Orkestra coşkulu performansıyla bu eserde de dinleyicilerin beğenisini toplayarak geceyi sonlandırdı. 

DUYURU: 
Fransız piyanist Pierre Réach, 6 Ekim akşamı saat 19.30’da NDS’de piyano resitali verecek. Resitalde, Mozart, Beethoven, Schubert ve C. Debussy’den eserler çalacak.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benküre / Planet I?

Yapay Zeka sanatına hazır mıyız? Bu sergi sayesinde haberim olan mekan Zülfaris Karaköy, Odeabank’ın dijital ve yeni medya sanatına odaklanan O’art platforumu tarafından gerçekleştirilen Benküre / Planet I? sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi eserleri, heykeltıraş  @handesekerciler  ve yeni medya sanatçısı  @ardayalkin ’dan oluşan sanatçı ikilisi  @wearehaar ’ın disiplinler arası çalışmalarından oluşuyor.   Mekanın bahçesinde bir heykel yerleştirmesi sizi karşılarken, ilk katı müziğe, üst katı ise heykel, resim ve vitray çalışmalarına ayrılmış. Sergide, mermer, cam, metal gibi geleneksel malzemeleri ışık, ses, ekran, bilgisayar yazılımları, yapay zekâ gibi teknolojik araçlarla birleştirilmiş.  Yapay zekanın yaratma ve sanatsal beceriler gösterebilmesi fikri bana biraz korkutucu gelse de benim için ilginç bir deneyimdi. Umarım mekan güzel bir dönüşüm yaşar ve ilginç sergilere ev sahipliği yapar. Meraklılarına tavsiye ederim.  ...

Valizdeki Kedi

     Valizdeki Kedi, Göktuğ Canbaba tarafından yazılmış, Sedat Girgin tarafından resimlenmiş bir çocuk kitabı. Evinde miskin bir şekilde uyuklayıp, hayatını bu şekilde geçiren Kiki isimli bir kedinin birden kendisini Paris sokaklarını arşınlarken bulmasını anlatıyor. Sevgili Kikiciğimiz o miskin halinden kurtulup, Paris’te ne işlere bulaştırıyor patilerini.        Bir halı pisisi olan Kiki, bir anda kendini Paris sokaklarında kehanet pisisi olarak buluveriyor. Kedilerle fareler arasındaki savaşı bitirmeye çalışan Kiki, birden sorunlarını unutup Sanat Ağacı’nın hayatını kurtarmaya adıyor kendini. Sanat Ağacı üstte sanatçı kedilere, köklerinde ise farelere kendini yuva yapmış bir ağaç. Bir gün bu ağacı kesmek isteyen biri çıkıyor. Kediler fareleri, fareler ise kedileri suçluyor bu işte. Ama Kiki aslında onların ayrı olmadıklarını birlikte çalışarak ağaçlarını yani evlerini kurtarabileceklerine onları ikna etmeye çalışıyor. Kiki, kediler ve fareler birli...

Yaşamak Denen Bu Zahmetli iş

Bu defa yazacağım yazı ne bir kitap hakkında ne de sergi üzerine, izlediğim bir oyundan bana kalanları paylaşacağım naçizane. Hanoch Levin’in yazdığı Nermin Saatçioğlu’nun çevirdiği Kerem Ayan tarafından yönetilen ‘Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş’ adlı oyundu izlediğim.  Devlet tiyatrolarında sergilenen bu oyunu ne yazık ki son haftasında görebildim ben. Mayıs ayı programında yok ama belki önümüzdeki dönem tekrar yer verirler. Sahneyi üç karakter paylaşıyor. Evli Leviva ve Yona, komşuları Gunkel. (Leviva Ülkü Duru, Yona Musa Uzunlar, Gunkel İşdar Gökseven) Evliliklerinde sıkılmış Leviva ve Yona’nın, artık gecelerinin bir ritüeli haline gelmiş kavgalarına dâhil oluyor bu tek perdelik oyunda seyirciler. Birbirlerini, ilişkilerini kısacası hayatlarını sorgularken gece vakti kapılarına gelen Gunkel’e karşı birdenbire aynı safha geçiyorlar. İzlerken “evlilik”, “aidiyet”, “bağlılık”  gibi kavramları düşündürüp, sorgulatırken bir yandan da güldürmeyi başarıyor. Evlendikten sonra ...