Ana içeriğe atla

Yerdeniz Büyücüsü


Ursula K. Le Guin, genellikle Mülksüzler kitabıyla kalır hafızalarda henüz okumadım ama okumayı iple çektiğim kitaplarından birisi benim için de. Fantastik öykü ve romanları, birçok bilimkurgu eseri vermiş olan yazarın önce üçleme olarak daha sonra bir dördüncü kitap daha yazdığı serinin ilk kitabı Yerdeniz Büyücüsü. Kahramanımızın adı Çevik atmaca ama gerçek adı ise Ged. Kitabı elinize alıp başlayacağınız zaman girişinde sizi bir harita bekliyor. Bu Yerdeniz’in haritası. Adalardan oluşmuş olan ve kahramanımızın hem av hem de avcısı olduğu Gölge’nin peşinden, çeşitli badireler atlatacağı ve oradan oraya sürükleneceği adaların haritası. Kitapların ruhu olduğuna inanan insanlardanım ve zamanı geldiğinde beni bir şeyler çeker ve kitaplara giderim. Her kitap yeni bir başlangıç yeni bir heyecandır. Yeni bir atılımdır, ucu belirsiz. Vakti gelmiş ben de alıp okumaya başladım, Bursa’da başlayıp  Manisa’da devam edip Kayseri’de bitirdim kitabı. Ged adalar diyarında oradan oraya sürüklendi. Çantamda Yerdeniz Büyücüsü’yle birlikte ben de şehirden şehre.
Günümüz fantastik kitaplarından çok daha doyurucu bir eser. Özellikle Ged’in ustası Ogion çok güzel işlenmiş bir karakter. Genel anlamıyla çok beğendim, sıra serinin diğer kitaplarında. Her kitapta bir konuyu işlemiş yazar. Bu kitabın teması ‘büyümek’miş. Karakterimiz büyüyor, olgunlaşıyor. Kıskançlığı, gururu, kibri de yaşıyor bunlardan sonra gerçek dostluğu da. Ustasının öğütlerinin farkına vararak sükûnetin de değerini anlıyor. Ogion’un söylediği şu cümle çok sevdim; “ Duyabilmek için, susmak gerekir…” Anlamak, anlaşılmak istiyorsak bu oldukça basit ama etkili  bir yöntem bence. Ejderhalarla karşı karşıya gelip Gebbet’le savaşıyor. Ama en çetin savaşını Gölge ile yaşıyor. Bir çırpıda okunacak enfes bir eser.
Girişten şöyle bir alıntı yapmam lazım sanırım;

Söz sessizlikte,
ışık karanlıkta,
yaşam ölürken;
bomboş gökyüzünde
uçarken parlar atmaca.
-Ea’nın Yaradılışı

Keyifli Okumalar…

Ursula Kroeber Le Guin
Çeviri: Çiğdem Erkal İpek

Metis Edebiyat

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benküre / Planet I?

Yapay Zeka sanatına hazır mıyız? Bu sergi sayesinde haberim olan mekan Zülfaris Karaköy, Odeabank’ın dijital ve yeni medya sanatına odaklanan O’art platforumu tarafından gerçekleştirilen Benküre / Planet I? sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi eserleri, heykeltıraş  @handesekerciler  ve yeni medya sanatçısı  @ardayalkin ’dan oluşan sanatçı ikilisi  @wearehaar ’ın disiplinler arası çalışmalarından oluşuyor.   Mekanın bahçesinde bir heykel yerleştirmesi sizi karşılarken, ilk katı müziğe, üst katı ise heykel, resim ve vitray çalışmalarına ayrılmış. Sergide, mermer, cam, metal gibi geleneksel malzemeleri ışık, ses, ekran, bilgisayar yazılımları, yapay zekâ gibi teknolojik araçlarla birleştirilmiş.  Yapay zekanın yaratma ve sanatsal beceriler gösterebilmesi fikri bana biraz korkutucu gelse de benim için ilginç bir deneyimdi. Umarım mekan güzel bir dönüşüm yaşar ve ilginç sergilere ev sahipliği yapar. Meraklılarına tavsiye ederim.  ...

Valizdeki Kedi

     Valizdeki Kedi, Göktuğ Canbaba tarafından yazılmış, Sedat Girgin tarafından resimlenmiş bir çocuk kitabı. Evinde miskin bir şekilde uyuklayıp, hayatını bu şekilde geçiren Kiki isimli bir kedinin birden kendisini Paris sokaklarını arşınlarken bulmasını anlatıyor. Sevgili Kikiciğimiz o miskin halinden kurtulup, Paris’te ne işlere bulaştırıyor patilerini.        Bir halı pisisi olan Kiki, bir anda kendini Paris sokaklarında kehanet pisisi olarak buluveriyor. Kedilerle fareler arasındaki savaşı bitirmeye çalışan Kiki, birden sorunlarını unutup Sanat Ağacı’nın hayatını kurtarmaya adıyor kendini. Sanat Ağacı üstte sanatçı kedilere, köklerinde ise farelere kendini yuva yapmış bir ağaç. Bir gün bu ağacı kesmek isteyen biri çıkıyor. Kediler fareleri, fareler ise kedileri suçluyor bu işte. Ama Kiki aslında onların ayrı olmadıklarını birlikte çalışarak ağaçlarını yani evlerini kurtarabileceklerine onları ikna etmeye çalışıyor. Kiki, kediler ve fareler birli...

Yaşamak Denen Bu Zahmetli iş

Bu defa yazacağım yazı ne bir kitap hakkında ne de sergi üzerine, izlediğim bir oyundan bana kalanları paylaşacağım naçizane. Hanoch Levin’in yazdığı Nermin Saatçioğlu’nun çevirdiği Kerem Ayan tarafından yönetilen ‘Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş’ adlı oyundu izlediğim.  Devlet tiyatrolarında sergilenen bu oyunu ne yazık ki son haftasında görebildim ben. Mayıs ayı programında yok ama belki önümüzdeki dönem tekrar yer verirler. Sahneyi üç karakter paylaşıyor. Evli Leviva ve Yona, komşuları Gunkel. (Leviva Ülkü Duru, Yona Musa Uzunlar, Gunkel İşdar Gökseven) Evliliklerinde sıkılmış Leviva ve Yona’nın, artık gecelerinin bir ritüeli haline gelmiş kavgalarına dâhil oluyor bu tek perdelik oyunda seyirciler. Birbirlerini, ilişkilerini kısacası hayatlarını sorgularken gece vakti kapılarına gelen Gunkel’e karşı birdenbire aynı safha geçiyorlar. İzlerken “evlilik”, “aidiyet”, “bağlılık”  gibi kavramları düşündürüp, sorgulatırken bir yandan da güldürmeyi başarıyor. Evlendikten sonra ...