Ana içeriğe atla

Kediciklerim


  Gülper Refiğ'in yazdığı Kediciklerim kitabı yazarın hayatına eşlik eden kedilerinin öyküsünden oluşuyor. Yalın dili ve samimi anlatımıyla Gülper Refiğ'in hayatına ortak olmuş kedilerini tanıyorsunuz. Özellikle kedi severlerin beğenerek okuyacağı bu kitap yazarın kedilerin karakterleri ve yaşam tarzlarıyla ilgili analizlerini de sunuyor. Evinde kediyle yaşayanların okurken çok doğru diyip kendi başlarına gelenleri anımsayıp gülümseyeceği satırlarda var hüzünlenip sonsuzluğa yolcu ettiği dostlarını hatırlayacağı satırlarda. Kitapta sözü geçen Türkan Hanımı ayrıca sevdim. Etrafımdakilerin ilerde onun gibi olacağımı söylediği için belki de böyle bir yakınlık hissettim.

  Evet korkabilirsiniz ama hiçbir canlıya zarar vermeyiniz. Hele ki siz ona zarar vermeden saldırmayacak ve sizin şefkatinize ihtiyacı olan masum hayvancıklara.
 Kim bilir belki de bu kitap kendi hayatından geçen kedileri yazmaya teşvik eder birilerini. Selim İleri şu satırlarla anlatıyor kitabı:

  ''Kediciklerim piyanist Gülper Refiğ'inyayınlanan ilk kitabı. Bütün ilk kitaplar gibi duru, içten ve duyarlı. Yazar çocukluğundan beri insanlar kadar yakını bildiği kedilerini anlatıyor. Ankara'nın Kavaklıdere semtinde başlayan bu serüven İstanbul'da sürüyor, Burgaz Adası'na sıçrıyor ve bir bakıma noktalanmıyor. Çünkü kedilere duyulmuş uçsuz bucaksız sevgi sürüp gitmede...
Şöyle sorulabilir. ''Kediciklerim''de dile getirilen Munis, Adalı, Garibe, Sırnaşık, Yamalıyüz ve ötekiler sahiden birer kedi mi? Gülper Refiğ, bana öyle geliyor ki, iletişimin kopmaya yüz tuttuğu, inceliklerin göçüp gittiği, ancak sağırduyarlıklara açık bir toplumda suskun kedilerini birer 'insancık' gibi söylüyor. Bütün bu yalnız kedicikler kaybolan bir görgünün ardına takılmışlar, bize şefkatten sanki bir şey söylüyorlar.''

  Keyifli okumalar...
 Gülper Refiğ -  Özgür Yayın Dağıtım


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benküre / Planet I?

Yapay Zeka sanatına hazır mıyız? Bu sergi sayesinde haberim olan mekan Zülfaris Karaköy, Odeabank’ın dijital ve yeni medya sanatına odaklanan O’art platforumu tarafından gerçekleştirilen Benküre / Planet I? sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi eserleri, heykeltıraş  @handesekerciler  ve yeni medya sanatçısı  @ardayalkin ’dan oluşan sanatçı ikilisi  @wearehaar ’ın disiplinler arası çalışmalarından oluşuyor.   Mekanın bahçesinde bir heykel yerleştirmesi sizi karşılarken, ilk katı müziğe, üst katı ise heykel, resim ve vitray çalışmalarına ayrılmış. Sergide, mermer, cam, metal gibi geleneksel malzemeleri ışık, ses, ekran, bilgisayar yazılımları, yapay zekâ gibi teknolojik araçlarla birleştirilmiş.  Yapay zekanın yaratma ve sanatsal beceriler gösterebilmesi fikri bana biraz korkutucu gelse de benim için ilginç bir deneyimdi. Umarım mekan güzel bir dönüşüm yaşar ve ilginç sergilere ev sahipliği yapar. Meraklılarına tavsiye ederim.  ...

Valizdeki Kedi

     Valizdeki Kedi, Göktuğ Canbaba tarafından yazılmış, Sedat Girgin tarafından resimlenmiş bir çocuk kitabı. Evinde miskin bir şekilde uyuklayıp, hayatını bu şekilde geçiren Kiki isimli bir kedinin birden kendisini Paris sokaklarını arşınlarken bulmasını anlatıyor. Sevgili Kikiciğimiz o miskin halinden kurtulup, Paris’te ne işlere bulaştırıyor patilerini.        Bir halı pisisi olan Kiki, bir anda kendini Paris sokaklarında kehanet pisisi olarak buluveriyor. Kedilerle fareler arasındaki savaşı bitirmeye çalışan Kiki, birden sorunlarını unutup Sanat Ağacı’nın hayatını kurtarmaya adıyor kendini. Sanat Ağacı üstte sanatçı kedilere, köklerinde ise farelere kendini yuva yapmış bir ağaç. Bir gün bu ağacı kesmek isteyen biri çıkıyor. Kediler fareleri, fareler ise kedileri suçluyor bu işte. Ama Kiki aslında onların ayrı olmadıklarını birlikte çalışarak ağaçlarını yani evlerini kurtarabileceklerine onları ikna etmeye çalışıyor. Kiki, kediler ve fareler birli...

Yaşamak Denen Bu Zahmetli iş

Bu defa yazacağım yazı ne bir kitap hakkında ne de sergi üzerine, izlediğim bir oyundan bana kalanları paylaşacağım naçizane. Hanoch Levin’in yazdığı Nermin Saatçioğlu’nun çevirdiği Kerem Ayan tarafından yönetilen ‘Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş’ adlı oyundu izlediğim.  Devlet tiyatrolarında sergilenen bu oyunu ne yazık ki son haftasında görebildim ben. Mayıs ayı programında yok ama belki önümüzdeki dönem tekrar yer verirler. Sahneyi üç karakter paylaşıyor. Evli Leviva ve Yona, komşuları Gunkel. (Leviva Ülkü Duru, Yona Musa Uzunlar, Gunkel İşdar Gökseven) Evliliklerinde sıkılmış Leviva ve Yona’nın, artık gecelerinin bir ritüeli haline gelmiş kavgalarına dâhil oluyor bu tek perdelik oyunda seyirciler. Birbirlerini, ilişkilerini kısacası hayatlarını sorgularken gece vakti kapılarına gelen Gunkel’e karşı birdenbire aynı safha geçiyorlar. İzlerken “evlilik”, “aidiyet”, “bağlılık”  gibi kavramları düşündürüp, sorgulatırken bir yandan da güldürmeyi başarıyor. Evlendikten sonra ...